Depremzedelerden “Hatay, Özel Afet Bölgesi ilan edilsin” çağrısı

Depremzedeler, basın açıklaması yaparak sorunlarını kamuoyu ile paylaştı.

BirGün’ün aktardığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bundan önceki basın toplantımızda artık Hatay için bir derneğimiz var demiştik. O günden bugüne Hatay Depremzede Derneği olarak memleketimizde yaşanan birçok sorunla mücadele ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz.

Yaşadığımız büyük felaketin üzerinden 10 aya aşkın bir süre geçmişken giderek artan sorunlarımızı kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.

Eğitime, sağlığa, hukuka, kentimizin yeniden inşasına dair sorunlarımız ilk günkü tazeliğinde…

“Hasarlı okulların güçlendirilmesi ile ilgili hiçbir hazırlık yapılmadı”

Neredeyse birinci dönemin sonuna geldik hâlâ hasarlı okulların güçlendirilmesi ile ilgili hiçbir hazırlık yok. Az hasarlı okulların da bina analizi yapılmadı. Okul binalarını birden fazla okul kullanıyor. Hal böyle olunca öğrenciler ya sabah ya da akşam karanlığında eğitim görüyor. Okul binalarının güçlendirme ve tadilattan sonra eğitime hızlıca kazandırılmasını, en azından 2.döneme yetiştirilmesini istiyoruz. Birçok okulda ders süreleri 30 dakika. Bu süre hem eğitim emekçileri hem öğrenciler için çok yetersiz. Öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz bunca dezavantajlı koşulda diğer kentlerdeki eğitime yetişmeye çalışıyor çünkü sene sonunda aynı sınava tabii tutulacağız. Merkezi sınavlar haricinde okullarda uygulanan ortak sınavlarda da ciddi eşitsizlik söz konusu. Bu şartlarda hem dönem içinde ortak sınava dahil edilen konuları bitirmemiz hem de 30 dakikada sınavı tamamlamamız bekleniyor. Öğrencilerimiz için ek kontenjan talebimizi yineliyoruz. Mevcut koşullardan kaynaklı okul terki sayısı zamanla artacak.

Koşulların iyileştirmesi adına öğrencilerimize eğitim desteği ödemesi veya pozitif anlamda ekonomik destek istiyoruz. Ekonomik krizi bu kadar derinden yaşayan bir halk olarak öğrencilerimize ücretsiz yemek ve içme suyu talebimizde de ısrar ediyoruz. Eğitimden vazgeçmiyoruz! Yaşadığımız sorunlar eğitimle sınırlı da değil.

“İkinci basamak sağlık hizmetleri, birinci basamak sağlık hizmetleri gibi çalışıyor”

Birinci Basamak Koruyucu Sağlık Hizmetleri önemsenmiyor. Depremin 10.ayında birinci basamak sağlık hizmetleri konteynerlarda verilmeye devam ediliyor. İkinci basamak sağlık tesislerinin binaları hızlıca bitirildiği hâlde şimdiye kadar bir prefabrik aile sağlığı merkezi yapılmış değil. Barınma sorunu çözülmediği için sağlık emekçileri ailelerini şehir dışında bırakıp sürekli geliş gidiş yapmak zorunda kalıyor. Bu hem maddi hem manevi ciddi bir külfet. İkinci basamak sağlık hizmetleri ameliyathane ve doğumhaneler aktif olmadığından birinci basamak sağlık hizmetleri gibi çalışıyor, verilen hizmet poliklinik hizmetini geçemiyor.

“Bulaşıcı hastalıklar baş gösterdi”

MKÜ’nün hasta sayısı depremden önceki sayının 4-5 katına geldiği halde aşılama, bebek ve gebe izlemleri depremden önceki oranlarının çok altında. Ortak yaşam alanlarında su ve elektrik sorunları sık yaşandığından uyuz, parazitoz, influenza, impetigo, ağız-el-ayak hastalığı gibi bulaşıcı hastalıklar baş gösterdi. Çocuk izlemleri yeterli olmadığı için büyüme ve gelişme geriliği ne durumda bilinmiyor. Hastaneler çok kalabalık. Randevu almak çok uzun zaman alıyor. Poliklinik sırası çok, muayene süresi kısa, verimlilik minimumda. Bir an önce kentimiz için tam teşekküllü bir hastane istiyoruz.

“Ulaşım sorunu çözülmeli, otostopa mahkum edildik”

Ağır aksak ilerletmeye çalıştığımız eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimimiz de neredeyse imkansız. Öğrencilerimiz için okullara ücretsiz ulaşım talebimizi yineliyoruz, ısrar ediyoruz. Bazı mahallelerde hâlâ dolmuş yok. Şehir içi ulaşım koşullarının da iyileştirilmesini, belediye dolmuşlarının hat sayısının arttırılmasını, saatlerin yeniden düzenlenmesini ve güzergahın mahallelere göre planlanmasını istiyoruz. Yerel yönetim, su dağıtarak -o da eksik- yerel hizmetlerin tamamlanacağını mı sanıyor?Sosyal bir devlet nasıl oluyor da vatandaşının ulaşım sorununu çözemiyor ve onu aylarca otostopa mahkum ediyor?

“Uzun süreli elektrik ve su kesintileri yaşıyoruz”

İktisadi yaşam canlanmıyor. Esnaflara araç gereç desteği ve maddi destek sağlanacağına dair sözler verilmişti. Buna dair şu ana kadar herhangi adım atılmadı.

Deprem sonrası televizyon, bilgisayar gibi hasar gören eşyaların karşılanacağı vaadiyle onlarca evrak doldurduk. O bilgiler yetkililere ulaştı mı, ulaştıysa bizlere neden dönüş yapılmadı?

Neden barakalarımıza, kulübelerimize elektrik sayacı takmaya mecbur bırakılıyoruz ?

Birçok mahallede uzun süreli elektrik ve su kesintileri yaşıyoruz. Elektriğin sık sık kesilmesinden ötürü elimizde kalan elektronik cihazlarımız da bozuluyor.

“Koşullarımız zorlaştırılarak göç etmemiz mi bekleniyor?”

Deprem sonrası yollardaki çatlaklar ve çökmeler kazalara ve ölümlere sebep oluyor. Yollar acilen onarılmalı. Altyapı ve üstyapı sorunlarından kaynaklı kentte yaşam dayanılmaz halde.

Toza bulanmış gri bir kentte azıcık nefes aldığımız, içimizi memleket havasıyla doldurduğumuz Döver Seyir Terası’nın moloz döküm sahası olmasına izin vermeyeceğiz.

Koşullarımız zorlaştırılarak kentimizi terk etmemiz, göç etmemiz mi bekleniyor?

Ayrıca memleketinde, bağında bahçesinde üretmeye devam eden çiftçimiz için de devlet desteği istiyoruz.

“Az hasarlı binaların çoğunun analizi yapılmadı”

En temel ihtiyaçlarımızdan biri olan barınmaya gelince, depremden sonra az hasarlı binaların çoğunun analizi yapılmadı. Az hasarlı bütün binaların analizlerinin devlet tarafından yapılmasını istiyoruz. Kışın gelmesiyle birlikte konteyner kentlerde ve çadırlarda yaşamak daha da zorlaşıyor. Su sızıntılarından kaynaklanan yangınlar, ortak yaşam alanlarındaki haşere ve sinekler artıyor. Özel yaşamın bu denli sıkışması, barınma koşullarının değişmesi ve zorlaşması bizi psikolojik olarak da yıkıma sürüklüyor.

Hâlâ yıkılmayı bekleyen evler var. Yıkılıp molozu kaldırılmayan mahalleler var. Daha ne kadar enkazlar ve molozlar arasında yaşayacağız? Bir an önce kalıcı konutlara geçmek istiyoruz. Kentin 33 ayrı noktasında 32 bin 314 kalıcı konut inşa edildiği söyleniyor fakat yıkılan ve yıkılacak bina sayısının 300 bine yakın olduğunu biliyoruz. Şu an yapılan konutlar bile tamamlanmamışken geriye kalan 250 bin konut ne zaman yapılacak? Bu halk daha ne kadar çadırlara ve konteynerlara mahkum bırakılacak?

“Orta hasarlı binaların akıbeti belirsiz”

Depremin ilk gününden itibaren hepimiz için yeni olan bu süreçte en çok da hukuki meselelerin tartışılması açıklığa kavuşturulması noktasında kapana kısılmış bir durumdayız. Önce riskli alan, ardından hak sahipliği, yerinde dönüşüm şimdi de rezerv alan…

Gelinen noktada riskli alan kararıyla başlayan sürecin rezerv alan kararıyla aslında çok daha büyük yıkımlara, mağduriyetlere sebep olacağını görebiliyoruz. Orta hasarlı binaların akıbeti belirsiz. Orta hasarlı olarak nitelendiren binalarda güçlendirme yapılabilmesi için ruhsat şartı aranıyor, güçlendirmeye ilişkin talepler alınıyor ancak belediye güçlendirme ruhsatı vermeyecek. Önceden devlet eliyle elektrik su bağlanmış, kapı numarası verilmiş bir bina sırf ruhsatı olmadığı için yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya. Her defasında bin bir soru işareti, hiçbir bilgilendirme yahut açıklama yapılmadan çıkarılan yasalar… İlgili meslek odaları ve konunun uzmanlarının görüşleri bu sürecin neresinde? Her soruya kendi başımıza cevap aramaktan ve bulduğumuz cevaplara güvenemeyecek kadar panik içinde olmaktan bıktık. Sorularımıza cevap verecek bir iletişim kanalı istiyoruz.

Bu halk daha ne kadar adalet konusunda belirsizliklerle yaşamayı sürdürecek?
Bizi umutsuzluğa ve geleceksizliğe mahkum bırakmanıza izin vermeyeceğiz!
Bir kez daha buradan haykırıyoruz!

“Kentimizin Özel Afet Bölgesi ilan edilmesini istiyoruz”

Hatay’ın Özel Afet Bölgesi ilan edilmesi için daha hangi koşullar bekleniyor? İvedilikle kentimizin Özel Afet Bölgesi ilan edilmesini ve deprem bölgesi için merkezi bütçeden maddi destek sağlanmasını istiyoruz.

Sorularımız ve sorunlarımız her geçen gün artıyor. Sorunlarımız çözülmedikçe tekrar etmeye devam edeceğiz.Yetkilileri uyarıyoruz ve sorularımıza ivedilikle cevap vermelerini bekliyoruz.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*