akçakoca haber sitesi

Haber Takip Merkezi – Güncel ve Tarafsız Haber Sitesi – Ülkenin Nabzını Tutan Site

Kuantum tehdidi gerçek oldu! Güvenlik yeniden tanımlanıyor

Kuantum teknolojisi, bilim dünyasında sessiz ama devrim niteliğinde bir dönüşüm oluştururken, son gelişmeler dijital güvenliğin temel taşlarını sarsacak bir noktaya ulaştı. ABD, Çin ve Avrupa’daki araştırmacılar, kuantum bilgisayarların mevcut tüm ...

Kuantum teknolojisi, bilim dünyasında sessiz ama devrim niteliğinde bir dönüşüm oluştururken, son gelişmeler dijital güvenliğin temel taşlarını sarsacak bir noktaya ulaştı.

ABD, Çin ve Avrupa’daki araştırmacılar, kuantum bilgisayarların mevcut tüm şifreleme sistemlerini kırabilecek güce eriştiğini duyurdu. Bu, internet bankacılığından ulusal güvenlik sırlarına kadar her şeyi koruyan şifreleme algoritmalarının artık savunmasız hale geldiği anlamına geliyor.

Uzmanlar, dijital dünyanın bu yeni tehdide karşı acilen yeniden şekillendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kuantum bilgisayarlar, klasik bilgisayarlardan farklı olarak kuantum bitleri (qubit) kullanarak çok daha karmaşık hesaplamaları saniyeler içinde gerçekleştirebiliyor. Özellikle Peter Shor’un 1994’te geliştirdiği ve büyük sayıları asal çarpanlarına ayırabilen Shor Algoritması, RSA gibi asimetrik şifreleme sistemlerini tehdit ediyor.

Çin’deki Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden bir ekip, geçtiğimiz aylarda D-Wave kuantum bilgisayarıyla RSA şifrelemesini küçük ölçekte kırmayı başardığını açıkladı. Bu, teorik bir olasılığın artık pratikte mümkün olduğunu kanıtladı.

YABANCI UZMAN GÖRÜŞLERİ

İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’nden kuantum fizikçisi Prof. David Deutsch, bu gelişmeyi “dijital çağın dönüm noktası” olarak nitelendiriyor.

Deutsch, “Kuantum bilgisayarlar, mevcut şifreleme sistemlerini bir gecede çökertebilir. Bu, sadece teknolojik bir sıçrama değil, aynı zamanda güvenlik paradigmalarımızın tamamen yeniden düşünülmesini gerektiren bir durum” dedi.

Deutsch, hükümetlerin ve şirketlerin kuantum sonrası (post-quantum) şifreleme sistemlerine geçişi hızlandırması gerektiğini savundu.

ABD’deki MIT’den matematikçi Prof. Peter Shor ise kendi algoritmasının bu denli etkili hale gelmesinden hem gurur duyduğunu hem de endişelendiğini belirtti:

“Shor Algoritması, kuantum bilgisayarların potansiyelini gösterdi, ama bu aynı zamanda bir uyarı. Finansal işlemlerden devlet sırlarına kadar her şey risk altında. Kuantum-dirençli algoritmalara geçmek için zaman daralıyor.”

Shor, bu tehdidin “Q-Gün” (Quantum Day) olarak adlandırıldığını ve bunun kaçınılmaz olduğunu ekledi.

BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR VE DESTEKLEYİCİ BULGULAR

Kuantum teknolojisindeki bu sıçrama, yıllardır süren araştırmaların bir sonucu.

Nature dergisinde yayımlanan bir çalışma, kuantum bilgisayarların qubit stabilitesini artırarak şifre kırma kapasitesini önemli ölçüde geliştirdiğini ortaya koydu.

Çinli araştırmacılar, 372 qubit’lik bir sistemle 15 basamaklı bir sayıyı faktörize ederek rekor kırdı. Bu, modern web tarayıcılarında kullanılan 2048-bit anahtarların kırılmasının sadece zaman meselesi olduğunu gösterdi.

ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST), 2016’dan beri kuantum-dirençli şifreleme algoritmaları geliştirmek için bir yarışma yürüttü.

Tamamlanan bu süreçte, CRYSTALS-Kyber ve CRYSTALS-Dilithium gibi algoritmalar standart olarak kabul edildi.

NIST’ten matematikçi Dustin Moody, “Bu algoritmalar, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlara karşı dayanıklı. Ancak geçiş süreci yıllar alabilir, bu yüzden hemen harekete geçmeliyiz” dedi.

Moody, mevcut sistemlerin kırılmasının 2030’a kadar gerçekleşebileceği tahmininde bulunuyor.

Avrupa’da ise, kuantum anahtar dağıtımı (QKD) üzerine çalışmalar hız kazandı.

Physical Review Letters’da yayımlanan bir makale, QKD’nin kuantum mekaniği yasalarına dayanarak teorik olarak kırılmaz bir iletişim sunduğunu doğruladı. İsviçre’deki ID Quantique firması, bu teknolojiyi ticari kullanıma sunarak bankalar ve hükümetler için pilot projeler başlattı.

Kuantum teknolojisinin şifreleme sistemlerini kırma gücü, dijital ekonomiyi ve ulusal güvenliği tehdit ediyor. Banka işlemleri, e-ticaret, sağlık kayıtları ve askeri iletişim gibi alanlarda kullanılan AES ve RSA gibi standartlar, kuantum bilgisayarlar karşısında savunmasız kalabilir. Uzmanlar, bu tehdidin “şimdi topla, sonra kır” (harvest now, decrypt later) stratejisiyle daha da büyüdüğünü belirtiyor. Yani, bugün şifrelenmiş veriler toplanarak gelecekte kuantum bilgisayarlarla çözülebilir.

Bu durum, hükümetleri ve teknoloji devlerini harekete geçirdi. Google ve IBM, kuantum-dirençli sistemler üzerinde çalışırken, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA), kritik altyapıların korunması için acil planlar hazırlıyor. Kanada’daki Waterloo Üniversitesi’nden kuantum güvenlik uzmanı Prof. Michele Mosca, “Kuantum tehdidi, bir olasılıktan gerçeğe dönüştü. Dijital güvenlik, bu yeni çağa uyum sağlamak zorunda” diyor.

Kuantum teknolojisindeki bu ilerlemeler, hem bir fırsat hem de bir tehlike sunuyor. Şifreleme sistemlerinin kırılması, dijital dünyada kaosa yol açabilirken, kuantum-dirençli teknolojiler ve QKD gibi yenilikler, daha güvenli bir geleceğin kapısını aralayabilir. Bilim insanları ve güvenlik uzmanları, bu yarışta zamanın kritik olduğunu vurguluyor. Dijital güvenlik, kuantum çağında yeniden şekillenirken, dünya bu devrime hazırlıklı olmak için adımlarını hızlandırıyor.